Nermin ceri kişisel web sitesi.
.jpg)
Tüm bunları sizlerle
web sayfamda paylaşmamın sebeplerinden en önemlisi ; benim yaşadıklarım
hayatım ders olsun istedim,kulaklarda küpe olsun istedim büyüklerimizin
söylediği gibi.Çünki insan hastalıkla tanışınca hayata çok daha başka
bakıyor.Bu arada ben göğüs kanserini 08/02/2007 ‘de yaşadığımda öncesinde
teşhis konduğunda şaşırdım zira genlerimde kanser olmamasına ,sigara ve içki
içmememe rağmen mücadelelerle geçen yılların bana faturası olduğunu anladım.
Stres bana pahallıya patlamıştı.Ama yinede hastalığımı öğrendiğim andan
itibaren Tanrıma şükrüm daha da arttı.Zira atlatmıştım.Çok çok erken teşhis
bana yeni bir şans vermişti.Daha Tanrımdan ne isteyebilirdimki.?
Ameliyata girerken tek bir duam oldu: “Allahım uyandığımda herşey hayırlısı
ile bittiğinde ben yaşadıklarımı insanlarla paylaşmak istiyorum kanser
hastaları için bir şeyler yapmak istiyorum.Artık kariyerimde geçen 21 yılı
geride bırakıp yepyeni temiz bir sayfa açmak istiyorum hayatımda”
dedim.Üzüntüleri geride bıraktım stresi geride bıraktım.Kendime verdiğim sözü
tuttum.
Artık sanatçılarım,kırılganlıklarım ,yaşadıklarım hep geride kaldılar.Ben
herkesin en kadim dostuyum hala onların sırlarını paylaşacak olan insanım ama
oraya kadar.Dost kalalım ama çalışmayalım mümkünse.Çünki zaten o sterese
girecek bir lüksüm yok artık.İnat etmek sağlığımı riske etmek olur ve ben bunu
ne kendime ne sevdiklerime ne de tanrıma karşı yapabileceğimi sanmıyorum.Bana
kalacak olan yıllarımı daha tadında sakin, huzurlu, mutlu, sevdiklerimle daha
fazla zaman geçirerek yaşayamadıklarımı doyasıya her saniyesinden zevk almak
kaydıyla yaşamak istiyorum.Sanat dünyasının kirliliğinden, sahteliğinden
,nankörlüğünden uzak ama çok uzak yaşamak istiyorum.21 yıl geçmesine rağmen
ayak uyduramadığım yalakalık ve menfaat çerçevesinde yaşanan bazı ortamlara
hep ters döndüğüm görmemezlikten geldiğim dönemler oldu.Ama ben bazıları gibi
olamadım çünkü mayamda yoktu.Ben dürüstüm,yalakalıktan hiç hoşlanmam,hak
ettiğimi alamamaktan kırılırım,harama el uzatamam,başkasının ekmeği ile
oynayamam .Bu beni ortamla son derece alakasız kılan vasıflardan dolayı
kendimle iftihar etmeme sebep olan vasıflarımla günü geldiğinde bu dünyadan
çekip gideceğim ,zira değişemem .Ne derler büyüklerimiz:Ya bu ortamda
kalacaksın ya çekip gideceksin.Ben hayat rotamı değiştirmeyi uygun
gördüm.Sağlığım artık hayattaki en değerli varlığım.Ona çok iyi bakmam lazım.
Ve hastalığımda yaşadıklarımı sizlerle paylaşmam size bazı konularda yol
göstermem lazım .Artık asli görevimin bu olduğuna inanıyorum.
08/02/2007 HAYATIMIN EN ZOR GÜNÜYDÜ.jpg)
7 yıldır sahip olduğum fibro kistlerimin 2 tanesi farklı seyretmiş ve beni
hemen ultrason çektirip dr’uma gitmeye yönlendirmişti. .Öncelikle erken
teşhisle yaşanan grip muamelesi yaptığım bu adı sinir ama kendi önemsiz olan
hastalıkla ilk karşılaşmamda ben 1-0 öne geçmiştim.Neden derseniz erken
teşhisin ne kadar önemli olduğunu ameliyatım ve kemoterapim sonrasında çok
daha iyi anladım.Bu kitlelere geç mudahale edildiğinde hem hastalığın
ameliyatının zorlukla yaşandığını hem de ameliyat sonrasında kemoterapinin ve
radyoterapinin seanslarının uzadığını gördüm.Ocak 2007 ’de her aylık rutin
kontrollerim esnasında her daim göğsümde var olan 2 kitlemin biraz büyüdüğünü
fark ettim.Reglim bittikten 5 gün sonra tekrar kendimi muayene ettiğimde biraz
daha büyüme olduğunu fark ettim.Hemen Medica’dan randevu aldım.Yıllardır rutin
kontrollerim Medica’da Cihangir bey tarafından yapılır.Bu seferde hemen
randevu alıp Cihangir bey’e gittim.Bana alıştıra alıştıra kitlelerin şekil
değiştirmiş olduğunu emar çekilmesi gerektiğini söyledi.Ben emar lafına kadar
pek ciddiye almamıştım durumumun vehametini.Öncelikle Ultrason sonucumu Dr’um
Prof.Dr.Tarık Akçalı’ın raporumu okuması sonrasında ortak bir kararla Emar
çekeceklerini bana söyledi Cihangir bey.Aynı gün hiç vakit kaybetmeden (çünki
bu işte her geçen gün size zarar olarak geri dönebiliyor.Çok hızlı hareket
etmek gerekiyor)Tarık Hocam’dan rendevu aldım ultrason sonucumun raporu ile
muayeneye gittim.Sağ göğsümde 2 tane kitle vardı ayrıca tam alt tarafta
uzunlamasına denizaltı gibi bişey daha vardı.Hocam önce alttaki kitleden sıvı
aldı. Ve ertesi gün öbür kitlelerim için Cihangir bey’in de önerdiği gibi Emar
istedi.Emarım çekildi sonuç pek parlak değildi,Tarık Hoca ameliyatla parçaları
hemen çıkarmak zorunda olduğunu söyledi.Altta o denizaltı gibi dediğim
kitleden alınan sıvı sonucu temiz çıkmıştı.Ancak kitleler için aynı şey
söylenemiyordu.O andan itibaren hayatımda bildiğim tüm duaları etmeye
başladım.Tanrıma olan inancım zaten çocukluğumdan beri ailemin bana aşıladığı
eğitimle bende vardı zaten.Ancak böyle anlarda insan tanrı’nın desteğine daha
çok ihtiyaç duyuyor daha bir yakın hissediyor. 2 gün sonra ameliyatımı
oldum.Ameliyata girerken , kitleler alınacak ve herşey bitecek ruh
halindeydim.Ve hep pozitif düşündüm.Bu hastalığı yenmenin bence en önemli 1.
maddesi zaman erkan teşhis ikinci maddesi ise moral pozitif düşünce.3 saat
süren ameliyatım bitmiş kitlelerim alınmıştı.Ayılırken Hocam ameliyat önlüğü
ile yanımda duruyordu.“Bitti mi Hocam” dedim oda “evet nermin ama memeni almak
zorundayım “dedi. .O an tek hatırladığım gözümden akan yaştı.Ve bir daha da
asla ağlamadım.Ameliyathaneden çıkarken dostlarım annem hepsi bana moral
vermek için odamdaydılar.Tarık Hoca akşamüstü saatlerinde odama geldi ve
sonucu konuşmaya başladık.İlk ameliyat iyi geçmişti.2 kitle alınmıştı.Ancak
bir ameliyat daha geçirmem gerekiyodu.Mastektomi ameliyatı olmam gerekiyodu.Çünkü
göğsümü açtıklarında her tarafın kitle dolu olduğunu görmüşler ancak Tarık
hoca bana sormadan gögsümü almak istememişti.Çocuk yaparım ihtimalini
düşünerek.Artık 43 yaşına gelmiştim çocuk yerine sağlığım benim için çok daha
ön plandaydı.Zira zaten bu zor dünyaya bir çocuk getirmek istememem gibi bir
fikrim son 10 yıldır bende mevcuttu.3 gün sonra 12/02/2007 günü 2. Ameliyatıma
girdim.Mememin içi boşaltıldı ve hemen silikon takıldı.Yani estetik adına hiç
bir görüntü problemim olmayacaktı.Tanrıya o gün bir kere daha şükrettim zira
20 yıl önce göğsü alınan pek çok tanıdığım silikon şansını yaşayamadılar.Doç
Dr.Akın Yücel başarıyla silikonumu taktı.3.5 saatlik ameliyatım başarıyla
bittikten sonra Tarık Hoca mutluydu.Göğsüm alınmıştı koltuk altımda ki ufak
mikro metastas’da temizlenmişti.Sonrasında sevdiklerim,arkadaşlarımın ,annemin
ve tüm dostlarımın sayesinde çok kısa sürede kendimi daha iyi hissettim.Bir
sevgi yumağı oluşturdular etrafımda.
Bundan sonraki süreç beni de esas düşündüren süreç olan kemoterapi
başlayacaktı.Hayatta en enteresan olan şey bu hastalık ve tedavisi ile ilgili
bu güne kadar doğru yanlış pek çok şey duymuştum.Ancak bizzat yaşamanın son
derece farklı bir deneyim olduğunu gözlemledim.Ameliyatımdan 1 ay sonra
Onkoloğum Prof.Dr.Fuat Demirelli ve yardımcısı çok sevgili Sevgi hn’la
tanıştım.Fuat hoca çok ton ton insana güven ve sıcak bir elektrik veren bir
dr.Kemoterapi sürecimi programladık birlikte.4 seans kemo görecektim o gün bir
kez daha anladım ki; eğer erken teşhis olmasaydı ve ben hızlı davranmasaydım
belki 10-15 kemo ve bir çok radyoterapi seansı görmem gerekecekti.Ama
radyoterapiye gerek kalmadı.Kitlemin çapı mm ’si itibarıyla.Burada
kabullenilecek tek gerçek vardı o da saçlarım dökülecekti.İnsanın kendisinde
beğendiği ve beğenmediği uzuvları vardır kendi bedeninde.Ben hem saçlarıma çok
düşkündüm hem de göğüslerimi beğenirdim.Ama ne enteresandırki bu
sevdiklerimden oldum ancak bunun bir sınanma olduğuna inanıyorum,ve eski
saçlarımın tamamen dökülmesinin ardından yerine şimdilerde hem daha çok hem
daha kuvvetli hem siyah beyaz hem de kıvırcık saçlarım geldi.Bunu yaşamak çok
enteresan bir duyguydu.Kemo başladığında iyimser arkadaşlarım 4 seansın
saçlarımı dökmeyeceği kanısına vardılar ancak öyle olmadı ben çok karizmatik
bir kel oldum.Bu arada kemoterapide yan etki olarak istifra etmek olduğunu
biliyodum ancak beynimi istifra etmemeye o kadar şartladım ki 4 kemo boyunca
hiç istifra etmedim.İşte herşey beyinde ve pozitiflikte biter derken bunu
kastetmiştim.Ben çok güçlüydüm gücüme inanmıştım.Ben bu hastalığı yenecektim
ve yendimde.Asla ona papuç bırakmaya niyetim yoktu.Ben sadece kul olarak
kendimi biraz hor kullandım kendime böyle bir fenalık yaptım.
Geçte olsa hatamı anladım ve hatamdan döndüm. Kemoterapi sürecim başlamış
bende bu sürece ayak uydurmaya çalışıyordum.Bu arada doğuştan gelen 7 aylık
olma dezavantajım avantaja dönüşmüştü nasıl mı?Doğumumun sonrasında ailem
oradaki Dr’umun tavsiyesiyle 1 yıl bana yetecek kadar Hollanda mamaları ile
beslenmem gerektiğinden valizler dolusu mama ile türkiye’ye dönmüşlerdi.İşte o
mamalar beni son derece sağlıklı bir çocuk yapmıştı.Ve annem bu ameliyatım
sonrası yaşadığım hastalık sürecimi kolaylıkla atlatmış olmamı hep bu mamalara
bağladı.
İlk kemodan sonra beni zorlayan pek birşey olmadı.Midem çok az bulandı
,halsizliğimde azdı.Beynimi şartladığım için böyle rahat aşacağıma inandım
öyle de yaşadım.Sarı saçlarım dökülmeye önce yavaş yavaş başladı sonra feci
hızlı bir şekilde dökülmeler devam etti.En sonunda 43 yıl sonra kendimi ilk
kez kel gördüm.Değişikti.Sadece beni sıkan sokağa çıkarken hep bir bandanayla
başımı örtmek zorunda kalmamdı.Kimse hasta olduğumu anlasın istemiyordum..O
öyle bir hiski ;kemo zamanı insanın yüzü ne kadar da sağlıklı olmaya başlasa
da bir hastalık duruşu oluyo işte o zaman bunu kimseyle paylaşmak
istemiyosunuz.Hem İnsanların sizi hasta olarak görmesini istemiyorsunuz hem de
karşı tarafın moralini bozmak istemiyosunuz. İşte bu ikilem hep kafa
karıştırıyor o günlerde.
Nihayetinde kemoterapimin 3. seansından sonra yoğun terlemelerim başladı.4.kemodan
sonra menapoza girdim.Her kadının yaşadığı sıcak basmaları başladı. Boynumda
havlu devamlı terimi silmeye başladım.Artık başa çıkamıyordum,hem her dakika
terliyordum hem de geceleri saçlarım olmadığı için kış mevsimine gelen
kelliğimden dolayı hep başıma bir takım şapkalar takarak soğuğu geçirmeye
çalışıyodum.Ancak o şapkalar da metaryelleri gereği ile beni daha da
terletiyorlardı.