Nermin ceri kişisel web sitesi.

43 yıl önce 7 aylık dünyaya gelerek başlayan
hayatımda hep bugüne kadar bir sıfır mağlup olarak gözlerimi açtığımı
düşünmüştüm.7 aylık doğmuş olmam bana bir taraftan dezavantaj getirirken
şimdiler de aslında yaşanan kaderimin ve doğumumun bana bir avantaj olarak
geri döndüğünü gördüm.
Doğumum son derece zor annemin komaya girmesiyle yaşanan Eklamsi hastalığı(kan
uyuşmazlığı) sonrasında erken gerçekleşmişti.Almanya’da dünyaya gelmemin
ardından, annemin komada geçireceği 5 günün startı alınmış, benimde hayatla
ilk mücadelem “bir dk ben yaşamalıyım ,annemi görmeliyim ,babamla mesafeli
geçecek ömrüme dalmalıyım,hayatta en sevdiğim anneannem ve dedem tarafından
büyütülmeliyim,çok hareketli bir çocuk olarak dolu dolu bir çocukluk
yaşamalıyım, hiperaktifliğimin tadını çıkartmalıyım,sevdiğimi zannettiğim ve
evlendiğim insanın aslında başka hesaplarda olduğunu öğrenip bir boşanma
yaşamalıyım,tanışma hayali kurduğum insanlarla tanışıp onlara kanımın son
damlasına kadar son derece iyi niyetle yaklaşıp fedakarlığımı hat safhada
onlarla paylaşırken aslında onların birer insan kullanıcı olduklarını
anlamalıyım,öncesinde dört duvara şarkı söyleyen sanatçılarımın benim
promosyon çalışmalarımda kazanacakları şöhreti
Onlara kazandırmamın ardından bana verdikleri hiç bir sözde durmadıklarını
aslında benim onlar için sadece birer merdiven olduğumu anlayarak bunu yıllar
içerisinde acı bir şekilde algılayıp hazmetmeye çalışmalıyım, hayatta en
sevdiğim arkadaşımın ani ölümüyle onu toprağa ellerimle gömmenin çaresizliğini
yaşamalıyım,babamı sadece parası için alan ve babamın ölümünün ardından
yıllarca bana hak olan mirasımı teslim etmeyecek kadar hak yiyebilen allahtan
korkmayan bir üvey anneyle mahkemelerde uğraşmalıyım,annemle sahip olduğumuz
hayattaki son paramızı son şansımızı bir tanıdığa ev almak sebebiyle teslim
ederken aslında bu insanın bizi dolandırmakta olduğu gerçeğini yıllar sonra
farketmeliyim ve ben tüm bu yaşanacakları o küçücük bünyemde dünyaya gelme
isteğimle savaşırken kendimi “ yaşamalıyım” diye bağırırken buldum sanki..
Yaşadımda....iyisiyle ,kötüsüyle,mutluluğuyla mutsuzluğuyla..
Ve 43 yıl sonra KANSER’le
tanışarak galiba tüm bu yaşananların diyetini ödedim.
Ve bu diyetten bir ders almaya karar verdim.
Hastalığımı ilk duyduğumda asla “NEDEN BEN” cümlesini kurmadım .Ağzımdan böyle bir kelime çıkmadı .Çünki bu dünyada herşeyin Tanrı tarafından bize sınanma yoluyla yaşatıldığını aslında ben yıllar önce idrak etmiştim.Babam gibi zor bir adamı anlamaya çalışırken ,en sevdiğim arkadaşımı kaybederken..Hayatımda çok ders alacağım anlar oldu ve ben o derslerden hep birşeyler çıkarmaya
çalıştım aslında.Uygulayabildiklerim oldu uygulayamadıklarım oldu.Şimdi de kanser asla beni korkutmadı ve yıldırmadı.Sadece bana Tanrı tarafından kırmızı bir kart gösterildi .Çünki ben meslek hayatımı çok hızlı yaşadım ,kendimden çok ödünler verdim.İnsanlar için kendimi paraladım.Aslında bir kaç kez işimi tamamen bırakıp başka işlere yönelmek istedim ama başaramadım.Annemde yıllarca bırakmamı istedi ama işte bu işin tozu yutuldu mu bırakıp gitmekte imkansızlaşıyor.Zira hepimiz hayata gelirken bir takım yeteneklerle geliyoruz ve hayatımız içinde bu yeteneğimizi para kazanmak adına kullanıyoruz.Bu kötü bişey mi?? Tabii ki değil sadece bu dünyada benim başaramadığım belki meslek hayatımda kendimi biraz daha dinlendirerek daha yavaş hareket ederek ve bazı şeylere daha az üzülerek gitmemem oldu.Çünki onca insanla uğraşırken ne kadar da olsa hepsi birbirinden farklı 15 sanatçı,huyları farklı halleri farklı.Hepsi benim sahip olamadığım evlatlarım gibiydi.Ama beni başarıları ile mutlu ederlerken diğer taraftanda bir çok hataları ile mutsuz ettiler.En acı geleni de başlarda hep onların ilk tercihleri olmuşken son tercihlerine terfi ettiğimi anladığım bu gerçeğin suratıma tokat gibi vurduğunda yaşadığım duygu kırılmasıydı.Benimle işleri bitmişti artık,onlar şöhret oldukları için bana ihtiyaçları yoktu.Ama birşeyi unutuyolar ki; bir gün o merdivenlerden inerken yarı yolda benimle tekrar karşılaşacaklar.İşte yıllarca bu yaşananlar galiba beni yaraladı ve sağlığıma mal oldu.
Ama kabahatin yarısı onlardaysa diğer yarısı da
bendeydi şüphesiz.Çünki kimse beni bu insanlar için deli gibi koşmaya
çalışmaya zorlamadı daha frene basarak yaşayabilirdim.İşte o frene basma işini
ben
beceremedim.